2. Ordu Komutanı Org. Yörük, Suriyelilerin sığındığı köyü inceledi

. 5 Mayıs 2011 Perşembe
0 Yorumlarınız

2. Ordu Komutanı Org. Yörük, Suriyelilerin sığındığı köyü inceledi.

2. Ordu Komutanı Orgeneral Servet Yörük ve 6. Kolordu Komutanı Korgeneral Mehmet Eröz, Hatay'ın Yayladağı ilçesinde bağlı Güveççi köyünde incelemelerde bulundu.Sabah saatlerinde Hatay Valisi Mehmet Celalettin Lekesiz'i makamında ziyaret edip Hatay-Suriye sınırında yaşanan gelişmeler hakkında bilgi alan Orgeneral Yörük ve Korgeneral Mehmet Eröz, geçen hafta Cuma günü akşam saatlerinde iç karışıklıktan kaçarak Yayladağı-Suriye sınırındaki Güveççi köyüne gelen Suriyelilerin sığınma talep ettikleri bölgeyi gezdi.

Komutanlar sınır hattındaki incelemelerinin ardından Güveççi köyünde bulunan sınır karakoluna geçti. Burada kısa bir süre kalan komutanlar, eski TEKEL binasında kurulan çadır kente uğramadan Hatay'ın Altınözü ilçesindeki sınır karakollarında incelemelerde bulunmak üzere Yayladağı'ndan ayrıldı.

Dünya Gözünü Yayladağı''na Dikti

.
0 Yorumlarınız

421-2

Yayladağına Dünyanın  Gözünü diktiği bu günlerde İlçemizde görev yapan yerel ,bölgesel ve Ulusal basınla Belediye Başkanımız Mustafa Kemal Dağıstanlı,  Mehmet ve Ahmet Okay kardeşlerin vermiş olduğu yemekte bir araya geldi.
       Mehmet ve Okay kardeşler , İlcemizde görev yapan basın mensubu arkadaşların daha iyi şartlarda görev yapabilmeleri için onlara bir moral yemegi verdi.
      Günün yemeginde Belediye Başkanıyla bir araya gelen basın mensupları,kendi meslektaşlarıyla samimi bir ortamda sohbet etti.
      Basın Mensupları   Mehmet ve  Ahmet Okay  kardeşlerin veBelediye Başkanı M.Kemal Dağıstanlı''nın  yaptığı bu jestinden dolayı onur duyduklarını ,artık Yayladağı'nında kendileri için ikinci bir memleketleri olduğunu beyan ettiler.

421-1

Yayladağı kadar büyük mülteci hüzünleri

. 4 Mayıs 2011 Çarşamba
0 Yorumlarınız

“İlçemize Suriye’den gelenlerle ilgili haberler ulusal basında geniş bir şekilde yankı buluyor, Bir çok televizyon canlı yayınlarlar durumu aktarırken, Gazete yazarlarıda İlçemizi ziyaret ediyorlar.

Gazeteci Savaş Ay’ da Yayladağımızdaki mültecileri ziyaretindeki izlenimlerini köşesinde aktardı.

Yazıyı sizlerle paylaşıyoruz.”

savaş ay

Amanos Dağları, Toroslar'ın güneydoğusunda yaman bir uç beyi gibi heybet heybet dikilir.
Ol rivayet ederler ki; Amanos eteklerinde kim 'el aman' çekse, sesi uçup sarp kayalara çarpar, yankılanır, yedi iklim dört köşeden işitilir feryadı.
Yine öyle oldu bak!
Hatay'ın iki arpa boyu ötesinde, Yayladağı nam kasabaya komşu oturan 252 Suriyeli, ülkelerinde nicedir kol gezen ölüm, kıyım ve gazaba "aman" deyip, Amanos köylerinin anaç kollarına iltica etti.
Haberi Adana'da, gece vakti aldım. "Suriye'de Esad rejiminin baskı ve zulmünden kaçan komşu ülke aileleri, Yayladağı ilçesinin kıyısından geçen tel örgüleri aştı bize sığındı" diyordu haberi ileten meslektaş. "Kaymakam, tekmilini ilçenin spor salonunda topladı, yedirip içirip doktora baktırıyor, çoluk çocuğa mama, süt, emzik ne gerekse temin ediyormuş."

Yola düştük

Karanlığı delen mızraklar gibi sürdü otomobili sürücü dostumuz.
Gece yarısını üç beş dakika geçe Yayladağı'na ulaşmış, geçici mülteci barınağı haline getirilen spor salonu önüne varmıştık bile.
Garip ve abartılı bir engelleme vardı basın mensuplarına. "Yassah hemşerim" raconlarının anlamsızlığı, geleneksel inadıma yenik düştü, içeri sızıp üstüme farz olanı yaptım, çektim bu fotoğrafları.
Dahası bazı ailelerle biraz Türkçe biraz Arapça sohbetler kurup, mülteci hüzünleri derledim.

Al gözüm seyrelle
İşte orada, taze ilticacıların ilk durağı olan Fehmi Dinçer Kapalı Spor Salonu'ndayım. Loş ışıkların ölü gözü aydınlığı fotoğraf makinelerine meşakkat çıkartsa da 'insan gözü' apaçık görüyor acının cüssesini. Pota altlarından, tribün kuytularına, soyunma odası içlerinden çıkış tünellerine kadar her bir yana oturmuş, uzanmış, uyuyakalmış zoraki konuklarımız dolu. Bunların 147'i erkek, 44'ü kadın, kalanı ise 29'u kız 61 çocukmuş öğrendim ki.
En çok çocuklara gitti aklım.
Çoğu el kadar bebe, sabi sübyan, dünyadan bihaber çağdalar.
Neden, nasıl ve ne kadar süreliğine burada olduklarını sorgulayacak bilince bile ulaşmamışlar henüz.
Uykuya teslim olmayanları ya ana baba kucağında ya ayakuçlarında dokunsan ağlayacak hallerde şaşkın duruyorlar.

Saçlarını okşayarak

Gençler muhtemel bir ölümden kıl payı kurtulmanın rehavetiyle bitişik nizam uzanmışlar duvar diplerine, gülüşüyorlar. Babalar, koca koca adamlar çaresizliğin soldurduğu bakışlarına bin anlam yükleyip sorar gibi: "Ya geri gönderilirsek, ya tutmazlarsa bizi burada?"
En dirençli en vakur en yiğit görünenler analar elbet. Bu yüzden ilk onlara merhaba deyip ilk onlarla dertleşiyorum.
Semiha adlı genç bir kadını dinliyorum mesela. Göğsüne sıkı sıkıya bastırdığı minik kızının saçlarını okşayarak anlatıyor bozuk Türkçesiyle. Diyor ki; "Sahafi efendi (Gazeteci Bey).
Lazkiye şehrine yakın Harabjoz köyünden geldik biz. Türkiye içinde bize çok yakın Güveççi Köyde akrabalarımız vardır zaten. Onlara telefon ettik, öldürecekler hepimizi dedik. Buraya doğru gelin, Türkiye'ye sığının, saklar sizi bizim büyüklerimiz dediler, sevindik yola çıktık. Bayramlaşmalar için buluştuğumuz tel örgülerin önüne kadar kaçıp geldik, oradaki telleri kopartıp elimizde Türk bayrakları, 'Yaşasın Tayyip Başkan' diye bağırarak askerinize teslim olduk."

Zulüm çok

Sonra minik yavrularını araya alıp bir köşeye sinen Meysun ve Mahmud Zekavi adlı genç çiftle konuşuyorum...
- Bütün köy geldi mi?
- Hayır ama Türkiye izin verirse binlerce köylümüz gelmek istiyor.
- Neden kaçtınız ki, olaylar sadece şehirlerde oluyor?
- Hayır köyler ve kasabalarda da zulüm çok. Tarlalara, kahvehanelere kadar gelip "Vatan hainlerini yakacağız, boğacağız, kamyonlarla ezeceğiz" diyenler çıktı ortaya. 4 çocuk ve bazı gençlerimiz kayboldu, günlerdir haber alınamıyor onlardan.
İşkenceyle öldürdüler
Zöhre Sinevî adlı bir başka kadının cep telefonuna yüklü görüntüleri ise dehşet verici. Diyor ki:
- Şu telefona kayıtlı filmi bir seyredin. Otobüs şoförünü nasıl da yakalayıp, dövüp, öldürüp, ölüsünü sokaklarda sürüklüyorlar bir bakın.
- Neden yaptılar bunu? Ne suçu günahı varmış bu adamın?
- Soranı da öldürürler. Sanki isyan edelim diye gözümüzün önünde yapıyorlar bunları. Bizim erkeklerimiz karşı koyacak olsa onları da öldürmek için elde silah fırsat kolluyorlar.

Biz hazırız
İlçenin genç kaymakamı Tolga Polat bir yandan beni dışarıya çıkartmak için uğraşırken bir yandan da sıkıntıları anlatıyor:
- Savaş Abi kesin emri var vali beyin lütfen dışarı alayım sizi.
- Gece yarısı bu iş için geldim kaymakam bey.
Çekmeden çıkmam buradan.
Türkiye'nin büyüklüğünü, konukseverliğini görsün bütün dünya bırakın da...
- Savaş Abi, Kızılay TIR'ları yolda. Çadırları getiriyorlar.
Samandağ Şube Başkanı Habip Yapar zaten battaniye, helva, peynir, çocuklar için de mama, çocuk bezi dağıttı. Sıcak çorba da verildi. Sabahtan itibaren de sıcak yemek dağıtımı yapılacak.
- Çok fazla gelen olursa ne yapacaksınız, önlem alındı mı?
- Bir kriz merkezi gibi çalışılıyoruz. Ankara'da sayın hükümet yetkililerimiz, bakanımız, valimiz ve biz kaymakamlar eş güdümlü olarak çözeriz evvel Allah.

 

Yazı linkine buradan ulaşabilirsiniz.

Konuyla ilgili diğer haberler

Zaman Gazetesi

Samanyolu Haber

Yayladağı Ekspres Gazetesi 3. yılını kutluyor.

. 1 Mayıs 2011 Pazar
0 Yorumlarınız

Yayladağı Ekspres Gazetesi 3. yıl nedeniyle Yayladağı Belediye Başkanı Mustafa Kemal Dağıstanlı''yı makamında ziyaret etti.
419-1      

Burada gazetenin kuruluş amacı ve hedeflerinden bahseden İmtiyaz Sahibi Erdal Türkoğlu, Yazı işleri müdürü Yakup Başaran ve Haber Müdürü Mehmet Toktaş , Başkan Dağıstanlı''ya birde plaket takdim etti.
        Başkan Dağıstanlı, "Bu yaşta böyle üretken beyinlerin gelecekte neler yapabileceğini düşünmek bizleri heyecanlandırıyor. Yayladağınında tanıtımında öne çıkan gazete ve çalışanlarına 3.yıl nedeniyle tebrik edip başarılar diledi.

Kızılay Yayladağı Sınırında !

.
0 Yorumlarınız

Beklenen oldu! Suriye'de yaşanan gerilimden kurtulmak isteyen vatandaşlar Hatay'ın Yayladağı sınırındaki tel örgüyü aşarak Türkiye'ye sığınma talebinde bulundu..

11

Suriye'nin Yayladağı ilçesine yakın Harabjoz ve çevresindeki bazı köylerde yaşayan ve ülkelerindeki olaylar ve baskılardan kurtulmak istediklerini ifade ederek Güveççi köyü yakınındaki tel örgüyü aşarak 2-3 metre kadar Türkiye sınırını geçen grup, ilk olarak dün akşam, Yayladağı Kaymakamı Tolga Polat'ın kendileriyle görüşmesinden sonra, minibüslerle ilçe merkezindeki Fehmi Dinçer Spor Salonu'na getirilmişti. Spor salonunda kalan Suriyelilere çorba, sıcak yemek ve bebek maması dağıtılmıştı.

Halen spor salonunda bulunan Suriyeliler için Kızılay çadırları kurulmaya başlandı. Çadırların ilçe merkezinde bulunan eski Tekel binasının bulunduğu araziye de kurulduğu bildirildi. Yetkililer, 50 adet Kızılay çadırının kurulacağını, Ankara'dan da ek çadır ve erzak talebinde bulunulduğunu ifade etti.

SPOR SALONUNDA TUTULUYORLAR
Suriye'de yaşanan olaylar ve baskılardan kurtulmak için Türkiye'ye kaçan 252 kişilik Suriyeli Suriyeli bir grup Hatay'ın Yayladağı ilçesindeki bir spor salonunda tutuluyor.

Gelenlerin yakınları spor salonunun yakınında bekletiliyor. Şu an için yakınlarıyla görüştürülmesine izin verilmiyor.

500 KİŞİ TALEPTE BULUNDU
Son durum hakkında bilgi veren Hatay Valisi Celalettin Lekesiz şunları söyledi: 
"Dün 17.30 sıralarında Yayladağ ilçesinin sınır bölümünde yaklaşık 500'e yakın Suriye vatandaşı Türkiye topraklarına geçmek için talepte bulundu. Biz de hükümetin bilgisi dahilinde bu talebi uygun gördük. 252 misafirimiz var. Spor salonunda geçici olarak misafir ediyoruz.

Kendileriyle görüşmelerimiz devam ediyor. Akrabalarının yanında kalmaktan da bahsediyorlar. Çadırların kurulmasının inşası bu akşam 5-6'ya kadar bitecek. Şu anda sınırda bekleyenler yok."

GÖZLERİNİN ÖNÜNDE DÖRT KİŞİYİ KESMİŞLER
Eşi Suriye'den gelen Şerife isimli kadın Suriye'de yaşananları şöyle anlattı. 
"Eşim Suriye'de, ben Türkiye'de yaşıyorum. Olaylardan dolayı buraya geldi. Dört kişiyi gözünün önünde öldürmüşler, kesmişler. Öyle diyorlar, kaçmışlar. Can güvenlikleri tehlikede. Eşime beş yıl yasağı koymuşlar. Eşim burada kalsın istiyorum."
1988 YILINDA 500 BİN KÜRT GELMİŞTİ
1988 yılında Irak'ta yaşanan Halepçe katliamından kaçan 500 bin Kürt Türkiye'ye gelmişti. Bu Peşmergeler dört yıl boyunca Türkiye'de kamplarda yaşamıştı.

12

Sohbet Kutusu