Güneye en güneye yayladağı’na (Has seyehat dergisinden alınmıştır.)

. 30 Aralık 2010 Perşembe
0 Yorumlarınız

y1

Çam ağaçlarının gölgesinde...

 

    y2
Yayladağı Hatay’ın
en serin ve
yüksek yeri.
Çam ağaçlarıyla
çevrili bu bölge
güneyin
sıcak ikliminden
kaçmak isteyenlere
güzel bir
tatil imkanı sunuyor.
Yaylaya çıkmanın
keyfini
yaşamak istiyorsanız
şimdi tam zamanı…

 

 

 

Önümüz yaz ve sıcağın bizleri yorgun düşüreceği günler yaklaşıyor. Bu yaz, doğanın kucağına kaçmanın tam zamanı diye düşünüyorsanız, Hatay’ın en güney ilçesi Yayladağı sizi, sakin ve sessiz bir yayla keyfine davet ediyor. Burada bulamayacağınız tek şey, gürültü ve hava kirliliği. Yayladağı’na çıkmak için ya Antakya üzerinden ya da Samandağı’ndan gitmelisiniz. Antakya’dan Harbiye’ye oradan da dağların arasından dolaşarak, yol boyunca yeşile boyanmış tarlaların ve çalışan köylülerin arasından Yayladağı’na ulaşabilirsiniz.

y3

Yayladağı, denizden 450 metre yükseklikte olduğu için yolları hep bir tırmanma şeridi şeklinde. İlçenin merkezi ise bu dağlar arasında daha alçak bir düzlük üzerindedir. Çam, sandal ve meşe ağaçlarının arasında dere ve çayların aktığı Yayladağı, binbir renkleriyle çiçeklere bürünmüş bereketli topraklara sahip. İlçeye girdiğimizde önce kamu binalarını görüyoruz. Aslında ilçenin büyük ve belirgin yapılarını da bunlar oluşturuyor. Diğer yapılar daha küçük ve iki katlı sade binalar. Yayladağı’nın bir tek meydanı var. Meydanda aba güreşi yapan iki güreşçinin kucaklaşmış heykeli bulunuyor. Meydan, Hükümet Konağı, Belediye Binası ve diğer resmi dairelerin binaları aransında. Yollar asfalt yerine arnavut kaldırımlarıyla ya da beton kare bloklarla döşenmiş. Meydanı çeviren Müftü Ali Yılmaz Caddesi üzerinde, dizi dizi küçük dükkanlar bulunuyor. Kimi bakkal, kimi kahvehane, kimi de lokanta olan bu dükkanlarda genelde yaşlılar oturmuş birbirleriyle sohbet ediyorlar. Selam verdiğinizde kahvedeki herkes size selam veriyor.

y4

İSMİ YENİ AMA KENDİSİ ESKİ

Yayladağı’nın eski adı Ordu’ymuş. Yavuz Sultan Selim, Mısır Seferi sonrası ordusuyla burada konakladığı için bu adı almış. Ancak, Karadeniz’deki Ordu ili ile karıştırılmaması için adı 1940 yılında Yayladağı olarak değiştirilmiş. Adını da hemen yanında yükselen Yayladağı’na borçlu. İsminin yeni olmasına karşın buraya yerleşim 9. ve 10. yüzyıllara kadar dayanıyor. Keldağı üzerindeki Barlaam Manastırı bölgeye hakim konumuyla bu tarihe tanıklık etmiş. Yapılan kazılarda buradan İyonyalılar, Romalılar ve Abbasiler’e ait eserler bulunmuş. Hatta volkanik bir dağ olan Keldağı burada kurulmuş antik bir kent olan Montblace’yi tamamen yok etmiş. İlçe meydanının hemen yanında yükselen Kasım Bey Camii, burayı tekrar yerleşime açan Avar Türkleri’nden Savcılar Boyu’nun başı Kasım Bey’den hatıra. Caminin özellikle minaresi dikkat çekiyor. Tek ve iki katlı beyaz evler arasında kalan cami, sade bir gövdeye sahip.

y5 TOPRAK ÇANAKTA KIYMA VE DEFNE YAĞININ BEREKETİ

İlçe meydanında bulunan Ordu Lokantası görünüş olarak çekici bir yer olmasa da, taş fırından yayılan güzel kokularıyla bizi kendine çekiyor. İsminin askerlerle ilgili olduğunu düşünürken Yayladağı’nın eski adının Ordu olduğunu hatırlıyoruz. Ne yiyelim, neyiniz meşhur diye sorduğumuzda garson ‘Size toprak çanakta kıyma hazırlayalım’ dedi. Çanağın içinde ateşte ağır ağır pişen bu yemek; et, baharat ve sebzelerden hazırlanıyor. Buranın el sanatları arasında çanak-çömlek yapımcılığı ve testicilik bulunuyor. İlçe nüfusunun büyük bölümü tarımla geçiniyor. Yayladağı’nın bodur elması meşhurdur. Diğer elma ağaçları yaklaşık 8-10 metre büyürken bodur elma ağacının boyu sadece 2.5 metre. Normal bir elma fidanı dikiminden 7 yıl sonra ürün verirken; bodur elma 2 yıl sonra ürün vermeye başladığı için oldukça karlı ve verimli... Yayladağı’nın ünlü doğal ve katkısız lokumlarıyla tanışma fırsatını Okay Şekerleme’de buluyoruz. Bu lokumlar diğerlerine göre daha yumuşak ve çok lezzetli. Yayladağı’ndan tatlı anılarla döneceğinizden hiç şüpheniz olmasın.

y6

DEVRENT VE ABA GÜREŞLERİ

İlçe merkezinin 6 bin 500 civarında olan nüfusuna karşın 33 köyün toplam nüfusu 20 bin. Yani Yayladağı hala köy ağırlıklı bir yerleşime sahip. Bu nedenle ilçe merkezini 15-20 dakikada gezerken, köylerini yakından görmek için birkaç saatinizi yolda harcamanız gerekiyor. Müftü Ali Yılmaz Caddesi üzerinde çarşı boyunca ilerlediğinizde, yol sizi Suriye’nin Lazkiye şehrine açılan sınır kapısına götürüyor. Sınır kapısına 1 km yakınlıktaki Devrent Mesire Alanı sadece Yayladağı'ndan değil çevreden ve Antakya'dan gelen ziyaretçileri ağırlıyor. Geleneksel aba güreşleri burada yapılıyor. Aba aslında bir giysinin adı. Yakasız, kaban uzunluğunda, yarım kollu kalın kumaştan ve keçe kılından örülerek yapılan aba, köyün ortak malı sayılıyor. Güreşecek olan pehlivan abayı giydikten sonra beline kuşak bağlar ve er meydanına inerek güreşir. Davul-zurna eşliğinde başlayan güreş, en fazla 7 dakika sürüyor. Seyrine doyum olmayan bu karşılaşmayı izlemek için her yaz yapılan Yayladağı Festivali’ni beklemek zorundasınız. Devrent ile Yayladağı arasında yeşilin birçok tonunu görüyoruz. Bölgeye hayat veren doğal su kaynakları her yerden çağlayarak akıyor. Kureyş Deresi üzerindeki kemerli köprü Fransızlar'dan kalma bir yapı. Kureyş Deresi’nden Yayladağı’na doğru ilerlerken Samandağı gösteren tabelayı takip ederek köylere yöneliyoruz. Yayladağı’nın hemen çıkışında bir yatılı okul bulunuyor. Çocukların şenlendirdiği bu okul, Türkiye’nin en uç bölgesindeki eğitim hayatının canlılığına işaret ediyor. Ağaçların iki yanını sardığı yol, bizi gittikçe yüksek tepelere ve bu tepeler arasındaki Yayladağı Baraj Gölü’ne götürüyor. Doğası ve manzarası ile bizi büyüleyen bu yer aynı zamanda güzel bir mesire alanı.

y7

İlçenin bir başka doğal güzelliği olan Karamağara’ya giderken defne yapraklarının davetkar kokusunu duyuyoruz. Yayladağı Barajı’nın yakınında, defne yapraklarının toplanıp işlendiği bir yere yolumuz düşüyor. Köylüler topladıkları defne yapraklarını çuvallarla buraya getiriyor. Makinelerde parçalanıp işlenen defne yaprakları, burada kurutularak çeşitli illere gönderiliyor. Yoğun bir koşuşturmanın tam ortasına düşüyoruz. Köylüler tartılarda, işçilerin bazıları kurutma çadırında, kimileri de makinelerin başında... Anadolu’nun karınca gibi çalışan insanlarının canlı örneklerini görüyoruz. Leylekli Köyü’nde balık avlayan Halil Yücedağ’la oturup sohbet ediyoruz. Emekli olunca İstanbul’dan kalkmış buraya yerleşmiş. Kendi deyimiyle, yılın on ayını Yayladağı’nda geçiriyor. Kışın da iki aylığına İstanbul’a dönüyor. Samandağ’a giden yolda ilerlerken Sebenova Köyü’nde, tandırda ekmek pişiren kadınlara rastlıyoruz. ‘Hoş geldin’ diyerek buyur ediyorlar. ‘Göz hakkıdır’ diye pişirilen ekmeği uzatıyorlar. Asıl zenginliği burada hissediyoruz: Yüreği zengin insanlarla tanışmanın verdiği mutluluğu...

 

DOĞAL VE TARİHİ GÜZELLİKLER İÇİÇE

Yayladağı; Suriye, Akdeniz ve Hatay arasında bir geçiş, aslında kaçış noktası! Doğal güzellikleri ve tarihi yapısıyla burası dinlenmek için uygun bir yer. Yayladağı’nda görebileceklerinizi bunlarla sınırlı değil.y8Kasımbey Camii ve köprüsü bin yıllık tarihleriyle buranın en eski eserlerini oluşturuyor. Akdeniz’in maviliklerine bakan Kocamağara ve Yuvadibi önemli doğal güzellikleri oluşturuyor.

Yayıkdamlar Köyü’ne 7 km. uzaklıktaki Karamağara, 200 metre iç genişliğe sahip ve denizden 1000 metre yükseklikte. Çobanlar ve balıkçılar tarafından barınak olarak kullanılmış olan bu mağaranın tavanı yakılan ateş nedeniyle isle kaplandığı için adı Karamağara olmuş. Mağaranın hemen yanından akan suyun şifalı olduğuna inanılıyor. Bu nedenle buraya şifa bulmak için çok uzaklardan gelenler bile var.y9
1740 metre yüksekliğindeki Keldağı, Barlaam Manastırı’na evsahipliği yapıyor. Antik dönemde Keldağı kutsal bir yer kabul edilmiş ve milattan önce 3. yüzyılda bir Dorik tapınak yapılmış. Milattan sonra 4. yüzyılda ise, St. Barlaam buraya gelerek Zeus heykelini yıkıp kendi cemaatini oluşturmuş. 10. yüzyılda tekrar yapılan manastır 12. yüzyıla kadar önemli bir merkez olmuş ve sonra terkedilmiş.
Barlaam’a çıkmak o kadar da kolay değil! Aracınızla Yeditepe mevkiine kadar gelebilirsiniz ancak daha sonra sizi 2.5 saatlik bir dağ tırmanışı bekliyor. Ancak göreceğiniz manzaranın güzelliği yorgunluğunuzu unutturacaktır.
Yayladağı, doğanın yükseklerde saklı güzelliklerini arayanlar için farklı bir yer. Bozulmamış dokusu, hoş sohbet insanları ve Akdeniz’in güzellikleriyle burası ‘iyi ki gördüm’ diyeceğimiz yerlerden biri.

Hizmet İş Sendikasından Ziyaret

.
0 Yorumlarınız

Hizmet İş sendikası İskenderun Şube Başkanı Mehmet YETİM ve Yayladağı Hizmet İş Sendika temsilcisi İsmet ŞERİFOĞLU Yayladağı Belediye Başkanımız Mustafa Kemal DAĞISTANLI’ya nezaket ziyaretinde bulundular.

buyuk-336-1

Hatay İş Adamlarının İstanbul'daToplantısı

.
0 Yorumlarınız

buyuk-337-1buyuk-337-2Hatay’ a Hizmet Etmiş Olup ama Hatay’lı Olmayan Bürokratlara Verilen Plaket Töreni Renkli Ve Coşkulu Geçti.
Günün sürprizi THY yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu’ dan geldi. THY filosunun kıtalar arası uçan en büyük 2 uçağından birinin ismine HATAY adını vereceğini söylemesi oldu,
Merkezi İstanbul’da bulunan Hatay’ın en büyük sivil toplum kuruluşlarından biri olan Hatay İş Adamları ve Bürokratları Birliği (HİBB) tanışma ve dayanışma gününde Yayladağı’ndan getirilen Tarihi Yayladağı lokumu ikramı ile İstanbul HAS Kral Hatay Sofrasında birbirinden lezzetli Yemek-Show un yapıldığı ikramlarla bir araya gelindi
Hatay İş adamları ve Bürokratları Birliğinin (HİBB) Başkanlığını yapan İbrahim Güder’in yaptığı yemekli plaket verme toplantısıyla Hatay’ın zengin mozaiği ve farklı kültürel yapısı ile birlikte tüm Turizm ve tarihi değerlerini tanıtmayı amaç ediyor. Hatay’ın tanıtılması ve turizminin gelişmesine katkı sağlayan bu sebeple Hata’ya gönül vermiş, Türkiye’ye hizmet etmiş ve etmekte olan tüm saygı değer İş-sanat ve basının önde gelen temsilcileri, bürokrat, İş adamı hemşerilerimizin katılımıyla coşkulu ve renkli görüntülerin yaşandığı geceye İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Av. Ahmet Selamet, SPK Sermaye piyasaları Kurulu Başkanı Prof. Dr. Vedat Akgiray, İstanbul Üniversitesi Rektör vekili Prof Dr. Ahmet Gökçen, Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, Devlet Bakanı Hayati Yazıcının eşi Selma Yazıcı, Kızılay Genel Başkanı Tekin Küçükali, THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topçu, DHMİ Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Orhan Birdal, 20. Dönem Hatay Milletvekili Araştırmacı Yazar Dr. Mehmet Sılay, Avrupa Turk-Islam Birligi Baskani Musa Serdar CELEBI, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı vekili Hasan Eker, İstanbul GOP Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Fidanboy, İstanbul cumhuriyet soruşturma savcıları Zülfikar Tekirdağ, Süleyman Ersöz, Sırrı Topluyıldız, ve Ayhan Yakut, Hakim Ali Hatun, Terörden sorumlu Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Osman Çapalı, İstanbul İl Milli Eğitim Müdür vekili Muhammed Öztürk, İstanbul Adli Tıp Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Sefa Saygılı, Yayladağı Belediye Başkanı Mustafa Kemal Dağıstanlı, Payas Belediye Başkanı Bekir Altan, Kandıra Kaymakamı Hamza Erkal, MÜSİAD Kurumsal İlişkiler Başkanı Eyüp Akbal, MÜSİAD Hatay Başkanı Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Fatih Tosyalı, PASİAD Genel Sekreteri Ersin Karaoğlan, Kimse Yok mu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ferhan Merter, Suudi Arabistan İstanbul Baskonsolosu, Irlanda Cumhuriyeti İstanbul Baskonsolosu, Suriye Devleti İstanbul Baskonsolosu, Malta Baskonsolosu, Dağyeli Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Ekrem Sarcan ve Kamuoyunun yakından tanıdığı birçok belediye başkanı bürokrat ve işadamı hemşerilerimizin yoğun ilgisiyle coşkulu geçti.
Renkli simaların bir araya geldiği yemekte Hatay İş Adamları Ve Bürokratları Birliği (HİBB) Başkanı İbrahim Güder Kısa Bir Açılış Konuşması Yaptı.
HİBB Başkan Güder: Milattan binlerce yıl önce kurulmuş 3 metropolden biri olan Hatay 6 Medeniyete başkentlik yapmıştır. Binlerce yıldan bu yana gelen toplumsal mirası Hatay ın zenginliğini oluşturmuştur. Dünyanın çok az kentine nasip olan zengin yemek kültürü ve binlerce yıl kardeşçe yaşamış zengin insan mozaiği hepimize güzel meziyetler katmıştır. Hatay’ lılar bazı özellikleri nedeniyle, Sivas, Trabzon, Rize, Urfa Diyarbakır, Artvin Gümüşhane Giresun gibi dışarıya göç vermemiştir. Son yıllara kadar Hatay pek bilinmiyordu.
Hatay nerede denildiği zaman genellikle, doğu da bir vilayet deniliyordu. Bu kadar tarihi, kültürel ve turizm zenginliğimizin tanıtılması ve bilinmesi gerekiyordu. Biz bu özeliklerimizi geniş kesimlere anlatabilirsek Hatay ın bilinirliği artacak ve Hatay a turist olarak gidecek insan sayısı artacak. Bu da İlave otel sayısı ve istihdam demektir. Tarlalarımızda maydanoz biber domates eken çiftçimizin işine bile etki edecek. Hatay İş Adamları Ve Bürokratları Birliği, tüm hemşerilerimiz arasındaki dayanışma ve birlik ruhunu geliştirirken Hatay ın zenginliklerini vitrine çıkartmaktır. Değerli Dostlarım. Hatay’lılar çok vefalıdır. Kendisine ve bölgesine hizmet edenleri bugüne kadar asla unutmamıştır. Bundan sonra da asla unutmayacaktır. Hataylılar olarak bizler Bölgemize hizmet etmiş ama Hataylı olmayan Değerli Bürokratlarımıza Şükranlarımızın Bir ifadesi Olarak Fahri Hemşerilik Plaketini Takdim etmek amacıyla bir araya geldik.
Ulusal ve uluslararası yaptıkları yardım ve hizmetleriyle dünyanın en hızlı hizmet veren Kızılay ı ekibiyle beraber dünyanın en saygın kuruluşu haline getiren ve 4 kuşak önce Hatay dan Trabzon’ a göç eden Kızılay Genel Başkanı Sayın Tekin Küçükali’ ye Fahri Hemşeri Plaketini Payas belediye başkanı Bekir Altan ile Selma Yazıcı verdi, Bugüne kadar çok sayıda plaket aldığını ama bugün plaketin anlamının kendisi için ayrı bir önemi olduğunu vurgulayan Küçükali, bundan böyle Hatay ile alakalı yapılacak bir hizmet olduğunda kendisinin de bir ucundan tutacağını belirtti.
Türkiyenin 5. Büyük Hatay Havaalanı Binasının yapılmasında bir bürokrat olarak samimi gayret ve çabasıyla emeği geçen en önemli kişilerden biri olan DHMİ Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Sayın Orhan Birdal’ a Fahri hemşerilik Plaketini İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkan Vekili Av. Ahmet Selamet İle Yayladağı Belediye Başkanı Mustafa Kemal Dağıstanlı verdi.
DHMİ Genel Müdürü Orhan Birdal Hatay Havaalanı Binasının Türkiye nin en büyük hava alanlarından birisi olmasını hak ettiğini belirtti.
Havaalanının yeni açılmasıyla riskli görülen Hatay uçuşlarının başlatılmasına ve THY nın özellikle her kesimi memnun edecek sefer sayısı ve uçuşların tercih edilen saatlerde yapılmasına katkı sağlayan THY Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Hamdi Topçu' ya Fahri Hemşerilik Beratını SPK Sermaye Piyasaları Kurulu Başkanı Prof Dr. Vedat Akgiray ile MÜSİAD Hatay Başkanı Fatih Tosyalı verdi. Bir Konuşma Yapan THY Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Topcu: Hayatının En Mutlu anlarında birini yaşadığını belirterek şöyle devam etti. Ben aslen Rizeliyim . Şu andan itibaren ne kadar Rizeliysem o kadarda Hataylı oldum. THY Filosuna yeni katacağımız filonun en büyük 2 uçağından birine HATAY ismini vereceğiz. Bu yeni uçağımız kıtalar arası uçuşlar yapacak. Hatay ismi ABD den Japonya ya Hong Kong tan Kanada’ ya kadar tüm ülkelerde görünecek.
Ve Günün son Onur Plaketi bugüne kadar gizli kalmış kültürel değerlerimizi araştırmalarıyla ortaya çıkaran 20. Dönem Hatay Milletvekili Araştırmacı Yazar Sayın Dr. Mehmet Sılay' a İstanbul Üniversitesi Rektör vekili Pof. Dr. Ahmet Gökçen ile Avrupa Turk-Islam Birligi Baskani Musa Serdar CELEBI ile birlikte verildi.

Defne Sabunu Siparişine Yetişemiyor

.
0 Yorumlarınız

defne

Yaprağından ilaç, kozmetik ürünü, baharat, meyvesinden de sabun, şampuan gibi ürünler yapılan defne, köylülerin de geçim kapısı oluyor.

Hatay'ın Yayladağı ilçesine bağlı Eğerci köyünde yaşayan Mehmet Alkan (63), yaklaşık 30 yıldan bu yana defne sayesinde geçimini sağladığını ve 7 çocuğunun bu şekilde okuttuğunu söyledi.

İlçede çok miktarda defne ağacının bulunduğunu, yıllardır yöre insanının defne meyvelerini toplayarak evde kullanmak için sabun yaptığını ifade eden Kalkan, kendisinin de bu işi sürdürdüğünü kaydetti.

İlerlemiş yaşına rağmen her mevsim yeşil kalan defne ağaçlarından meyvelerini özenle toplayarak, bunları kazanlarda kaynattığını anlatan Kalkan, şöyle devam etti:

'Odun ateşinde pişirdiğimiz meyveleri hiç bir katkı maddesi koymadan eritiyoruz. Daha sonra bunları kalıp haline sokmak için düz bir zemin üzerine döküp, yaklaşık 10 gün kurumasını bekliyoruz. Defne ağacının kendine has özel kokusunu taşıyan sabunlarımızı bu şekilde evimizde kullanmaya hazır hale getiriyoruz' diye konuştu.

Önceleri sadece kendi ihtiyaçları için yaptıkları sabunları, daha sonra yakın akrabalarına hediye olarak gönderdiklerinin ifade eden Alkan, bunların beğenilmesinin ardından, işin ticaretini yapmaya başladığını kaydetti.

Eşi Adiye Kalkan ile artan talebe cevap verebilmek için canla başla çalıştıklarını vurgulayan Alkan, 'Ninelerimden öğrendiğim yöntemle yaptığım sabunlarım Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) bile girdi. Bazı milletvekilleri katkısız olarak yaptığım halk diliyle 'har sabunu'ndan sürekli sipariş vermeye başladı. Şu an Türkiye'nin hemen hemen her ilinden sipariş alıyorum' diye konuştu.

Yılda ortalama 500 kilogram sabun sattığını ifade eden Kalkan, ürününe olan talebin artmasının ardından bazı marketlere de sabun göndermeye başladığını belirtti.

Kilosunu 15-20 TL'den sattığı sabunlar sayesinde ününün Hatay'ı sınırlarını aştığını vurgulayan Alkan, hedefinin yurt dışına da bu sabunlardan göndermek olduğunu kaydetti.

Yayladağı'nda Ozan Emin Konseri

.
0 Yorumlarınız

Yayladağı'nda vatandaşlar Ozan Emin konserinde buluştu.

Yayladağı Belediye Düğün Salonu'nda gerçekleştirilen konser, şehitler için saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

Etkinlikte konuşan Ülkü Ocağı İlçe Başkanı Celal Atmaca, vatandaşları kaynaştırmak ve dayanışmayı, paylaşmayı pekiştirmek için Ozan Emin'i davet ettiklerini belirterek, katılımcılara teşekkür etti.

Ozan Emin, seslendirdiği parçalarla vatandaşların beğenisini kazandı. Şiirlerin okunduğu etkinlikte, gençler de türkülere eşlik ettiler.

Konseri Yayladağı Belediye Başkanı Mustafa Kemal Dağıstanlı, MHP ilçe başkanı Muzaffer Parlak ve davetliler izledi.

Sohbet Kutusu